Kendini Sabote Ediyor Olabilir misin?

Kendini sabote etme (self-sabotage), adından da anlaşılacağı gibi, bir hedefe giderken kişinin kendi potansiyeline zarar vermesidir.

Yani bazen, farkında olmadan kendi mutluluğumuzu ve başarımızı, yanlış düşünce kalıplarıyla baltalarız. Bu çoğu zaman bir “zayıflık” değil; zihnin yaptığı bir yanlış yorumlama ve gerçekliği çarpıtma biçimidir.

Şimdi bir durup kendine şu soruyu sor:

Aşağıdaki cümleler sana tanıdık geliyor mu?

  • Bir işi bitirmek istiyorsun ama bitiremiyorsun; ya yarım bırakıyor ya da sürekli erteliyorsun.
  • Kilo vermek istiyorsun ama sağlıksız beslenmeye devam ediyorsun.
  • Kendi sorumluluklarını başkalarına devrediyorsun.
  • İyi giden bir ilişkide, bir şeye takılıp ilişkiye zarar veriyorsun.
  • Sabah kalkman gerekiyor ama alarmı defalarca kapatıp önemli bir işe geç kalıyorsun.
  • Sağlığın için doktora gitmen / ilaç kullanman gerekiyor ama yapmıyorsun.

Eğer bu maddeler sende bir yere dokunduysa: yalnız değilsin.

Kendini Sabotajın Arkasındaki “İç Ses”

Kendini sabote etme çoğu zaman kafamızın içinde konuşup duran o iç sesin ürünüdür.

Bu ses bizi başkalarıyla kıyaslar ve sürekli şuna benzer cümleler fısıldar:

“Bak o bile yapamadı, sen nasıl yapacaksın?”

“Geçen sefer olmadı, şimdi niye farklı olsun?”

“Sen çok gençsin / çok yaşlısın / kilolusun / tembelsin… bu iş sana göre değil.”

Bu düşünceler zihnimizde döndükçe, motive kalmak neredeyse imkânsız olur.

Peki Kendimizi Nasıl Sabote Ederiz?

1) Olayı büyütmek ve felakete çevirmek

Gelecekte olacakları “en kötü senaryo”yla düşündüğünde, başlamak için enerji bulamazsın. Zihin sürekli alarm halinde kalır; bu uzun sürerse kaygı artar ve fiziksel sağlığı bile etkileyebilir.

Örnek (denizden bir senaryo):

“2. mühendise ‘tamam’ dersem ve işi beceremezsem, beni yetersiz görür. Güvenini ve saygısını kaybederim. Bir daha benden yardım istemez. En iyisi ‘hayır’ diyeyim, bir bahane bulayım.”

2) Başkalarının memnuniyetini kendi ihtiyacının önüne koymak

Kendi ihtiyaçlarını, başkalarının isteklerinden sonra konumlandırmak…

Örnek: “Yarınki operasyonu uyumadan planlamalıyım ama 3. kaptana rapor yazmada yardım edeceğim.”

3) Kendi gücünü, başarını ve değerini yok saymak

“İstesem de olmayacak” düşüncesindeysen, zaten denemezsin. Zamanla hayat “minimum standartta” kalır.

Diğer örnekler:

  • “Madem yapacağım, kusursuz olmalı… ama şu an vaktim yok, sonra yaparım.”
  • “Bu işi ona verirsem mükemmel yapmaz, en iyisi ben yapayım.”
  • Sonuç: zamanın ve enerjin tükenir.

Bir de şunu unutmayalım:

Kendimizi en çok sabote ettiğimiz anlar, genelde değişmeye çalıştığımız ve konfor alanımızdan çıktığımız anlardır. En yaygın nedenler:

hata yapma korkusu, başarısızlık korkusu ve hatta başarılı olma korkusu.

Peki Bunu Nasıl Durdururuz?

1) Başardıklarını küçümseme

Hedeflerine küçük adımlarla git.

Bir şeyi yaparken “mükemmel olsun” diye değil, “başlayayım ve ilerleyeyim” diye yaklaş.

Büyük hedefler, uzun vadede motivasyonu düşürür. Yavaş ama düzenli ilerlemek daha sürdürülebilirdir. (Kaplumbağa–tavşan hikâyesini hatırla.)

Ve en önemlisi:

Başarılı olsan da olmasan da, kendine şunu hatırlat: Sen değerlisin.

2) Sürekli “Neden?” sorusuna takılı kalma

“Niye böyle oldu?” sorusu bazen anlamlıdır; problemi anlamaya yarar.

Ama sürekli bu soruda kalırsan, bir süre sonra ilerleyemezsin.

Problemi anladıktan sonra, odağı şu sorulara çevir:

  • “Bu hatadan ne öğrendim?”
  • “Bir dahaki sefere daha verimli olmak için ne yapabilirim?”
  • “Şu an önümdeki bir sonraki küçük adım ne?”

Kendine sakinleşmek için zaman ver ve şunu söyle:

“Tamam. Şimdi ileriye bakalım.”

3) Destek almak

Bilinçaltında neler döndüğünü anlamak, düşünce kalıplarını keşfetmek ve dönüştürmek için destek almak çok etkili olabilir.

Mental Health Support Solution ekibi olarak bir telefon kadar yakınız.

Okuduğunuz için teşekkürler. Güvenli seyirler.

Yorumlarınızı mutlaka bekliyorum.

----------------------------------------------------------------------------

Her Şey Her Zaman Planladığımız Gibi Gitmez…

Çoğumuz hayatımızı planlayarak, sürekli bir sonraki adımı düşünerek yaşıyoruz.

Peki son zamanlarda bazı şeylerin yolunda gitmediğini düşünüyor musun?

Çoğu zaman her şeyi kontrol etmek ve planlamak istiyoruz. Ama işler istediğimiz gibi gitmediğinde, bir anda vazgeçme isteği gelebiliyor.

İşler iyi giderken zaten daha pozitif kalmak kolay…

Asıl zor olan, işler kötü giderken de pozitif kalabilmek.

İşte buradaki temel mücadele bu.

Ama aslında önemli olan, cesaretimizi kaybetmemek.

Yeniden ayağa kalkmak için, yeniden plan yapmak için ve yeni düşünme yolları bulmak için cesarete ihtiyacımız var.

Aşağıda, işler planladığın gibi gitmediğinde seni ayakta tutabilecek 3 temel düşünce var:

 

1) Kendine güven

Her şeyden önce ve her zaman kendine güven.

Çünkü seni asla yarı yolda bırakmayacak tek kişi sensin.

“Ben” dediğin kişi; seni en iyi tanıyan, en yakın arkadaşın ve aynı zamanda yönetebileceğin tek kişidir.

İşler planladığın gibi gitmediğinde kendine şunu söyle:

“En azından buradayım. Ayaktayım. Hayattayım. Yalnız değilim. Bu sorunların üstesinden geleceğim. Geçmişte pek çok problemi çözdüm, gelecekte de çözeceğim.”

 

2) Deneyime odaklan

Ne yaşarsan yaşa, şu düşünceyi kabul etmeye çalış:

“Bunu da yaşadım. Zor, kötü… ama elimden geleni yaptım. Bu beni güçlendirecek.”

Şu an çektiğin acı, aslında yarının toparlanmasına hizmet eder.

En güçlü olanımız bile olacakları durdurma gücüne sahip değil.

Bu gerçeği kabul etmek, düşündüğünden daha rahatlatıcı olabilir.

 

3) Problemlerini tek başına taşıma

Kim olursan ol, herkes sevilmek ve desteklenmek ister.

Sana inanan insanların olduğunu bilmek, inanılmaz bir güç verir ve bir sonraki adımı atman için motivasyon sağlar.

Ayrıca güvendiğin biriyle konuşmak, içerde tutup yükü büyütmek yerine gerilimi boşaltmana yardım eder.

İnsanlarla bağ kurmanı sağlar, sosyal ilişkilerini güçlendirir.

Bazen sadece konuşmak ve paylaşmak bile, problemi dışarıdan görmeni sağlar ve çözümünü daha netleştirir.

Duyduklarını kendi bildiklerinle tartıp, dengeyi orada kurabilirsin.

 

Unutma: Sorunsuz bir hayat yok.

Ama sorunların karşısında seçebileceğimiz birçok tutum ve yürüyebileceğimiz birçok yol var.

Biz bir telefon kadar yakınız; destek olmak için buradayız. Lütfen ihtiyaç duyduğunda aramaktan çekinme.

Okuduğunuz için teşekkürler. Güvenli seyirler.

-------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sinir sistemini nasil duzenleriz?

Herkese merhaba!

Umarım hepiniz iyisiniz. Bu hafta, zorlandığımız anlarda sinir sistemimizi nasıl düzenleyebileceğimizi konuşacağız.

Bazen nefes egzersizleri, grounding (topraklama), mindfulness, yürüyüş, yazmak ya da çizmek denediğimiz halde hala stresli hissedebiliriz.

Peki neden bazı dönemlerde sinir sistemimizi düzenlemekte zorlanıyoruz?

Gelin sebeplere ve neler yapabileceğimize birlikte bakalım.

 

1) Sinir sistemi bir kas gibidir: “Anksiyete kaslarını” çalıştırmış olabilirsin

Sinir sistemini bir kasa benzetebiliriz. Uzun süreli stres ve kaygı, sempatik sinir sistemini (savaş-kaç alarm sistemi) güçlendirebilir.

Yani farkında olmadan “anksiyete kaslarını” çok çalıştırmış olabilirsin.

Ama güzel haber şu: Pratikle düzenleme kapasitesi gelişir.

Ne yapabilirsin?

Düzenli olarak nefes ve grounding egzersizleri yap. Her gün süreyi 2–3 dakika artırmayı dene.

Sadece %1 bile daha sakin hissediyorsan, bu yine ilerlemedir.

2) Bazen kaygı, “ortamda bir şey değişmeli” sinyalidir

Bazı zamanlarda kaygı, “bende bir bozukluk var” demek değildir.

Bazen bedenimiz şunu anlatır: “Bu koşullarda böyle devam edemezsin.”

Bu yüzden duyguların altındaki nedeni anlamak çok önemli. Problem bir “mental bozukluk” değil, doğrudan durumun kendisi olabilir.

Beden, sen harekete geçene kadar kaygı sinyallerini göndermeye devam edebilir.

Kendine şunları sor:

  • “Sürekli fazla çalışmaya ‘hayır’ diyemiyor muyum?”
  • “Herkesi memnun etmek zorundaymışım gibi mi hissediyorum?”
  • “Sınır koymadan, toksik bir ilişkide ya da ortamda kalıyor muyum?”
  • “Savaş-kaç ya da donakalmak (freeze) tepkisinde sıkışıp kaldım mı?”

Unutma: Her duygunun bir amacı vardır.

O amacı keşfet ve gerekiyorsa, durumunu iyileştirmek için küçük bir aksiyon belirle.

3) Rahatlama egzersizlerini “duyguyu yok etmek” için mi yapıyorsun?

Bazen gevşeme egzersizlerini, stres tamamen “kaybolsun” diye yaparız.

Yani bedeni zorla sakinleştirmeye çalışırız.

Eğer zihninden şu düşünceler geçiyorsa:

  • “Stresli hissetmemeliyim.”
  • “Böyle hissetmek istemiyorum.”
  • “Kalbim hızlı atıyor, bu tehlikeli.”
  • “Çok terliyorum, bende bir sorun olmalı.”

…bu düşünceler beynine şunu söyler: “Tehlikedeyim.”

Ve bu da stres döngüsünü büyütebilir.

Ne yapabilirsin?

Kendini suçlamak yerine, duyguna alan açmayı dene.

Olumsuz düşüncelerle savaşma. “İstemediğin duygulara” direnç gösterdikçe, genelde daha da güçlenirler.

Çünkü stresle ne kadar mücadele edersek ve onu ne kadar kontrol etmeye çalışırsak, çoğu zaman o kadar büyür ve bizi daha çok içine çeker.

Bir düşün:

Ya tutunmayı biraz bıraksaydın?

Ya odağını başka bir şeye kaydırsaydın?

Ya her şeyin sonunda yoluna gireceğine inanmayı seçseydin?

Düşüncelerimiz tek başına bize zarar veremez.

Kaygılı düşünceleri fark edip kabul ettiğimizde, onları itmeye çalışmak yerine, içimizde daha fazla kabullenme ve sakinlik oluşabilir.

Eğer bu süreçte düşüncelerini keşfetmek ve üzerinde çalışmak istersen, Mental Health Support Solution ekibine ulaşmaktan çekinme.

Biz bir telefon kadar yakınız.


Okuduğunuz için teşekkürler. Güvenli seyirler.

Yorumlarınızı bekliyorum.