Herkese merhaba,


Kurban Bayramı çoğumuz için aileyle bir araya gelmek, büyükleri ziyaret etmek, aynı sofraya oturmak, çocukların heyecanını görmek ve sevdiklerimizle birlikte olabilmek anlamına gelir. Bazılarımız için bayram sabahı evde kahvaltı demektir. Bazılarımız için anne-babanın sesini duymak, memleketten gelen fotoğraflara bakmak, akrabalardan gelen mesajlara cevap vermek demektir.

Ama denizde olanlar için bayram bazen bambaşka yaşanır.

Belki o sabah vardiyadasındır. Belki limandasındır ama eve çok uzaksındır. Belki ailen bayram sofrasındayken sen makine dairesindesindir, köprüüstündesindir, güvertededir ya da kamaranda birkaç dakikalık sessizlik bulmaya çalışıyorsundur. Ve tam da böyle zamanlarda insanın içinde aynı anda birçok duygu oluşabilir: özlem, gurur, yalnızlık, burukluk, sorumluluk, sevgi ve bazen de sessiz bir yorgunluk. Şunu en baştan söylemek isterim: Bayramda evini, aileni, çocuklarını, eşini, anneni, babanı, arkadaşlarını özlemek çok normal. Bu özlem bir zayıflık değil. Tam tersine, bağlarının ne kadar güçlü olduğunu gösterir. Denizcilikte çoğu zaman “güçlü olmak” demek, duyguları göstermemek ya da özlemi bastırmak gibi algılanabiliyor. “Alıştık artık.” “Yapacak bir şey yok.” “Bu meslek böyle.” “Duygusallaşmaya gerek yok.” Evet, denizcilik gerçekten dayanıklılık isteyen bir meslek. Planların değiştiği, kontratların uzadığı, özel günlerin kaçırıldığı, ailenin önemli anlarına bazen sadece ekrandan şahit olunan bir hayat düzeni var. Fakat tüm bunlara alışmış olmak, insanın etkilenmediği anlamına gelmez. Bazen en dayanıklı insanlar bile en çok özleyenlerdir. Bazen en profesyonel görünen kişi, kamarasına geçtiğinde ailesinden gelen bir fotoğrafa uzun uzun bakar. Bazen “iyiyim” diyen biri, aslında sadece işini yapabilmek için duygularını bir süreliğine kenara koyuyordur. Bu çok insani. Kurban Bayramı gibi aile bağlarının, paylaşmanın ve bir arada olmanın öne çıktığı dönemlerde denizde olmak, içimizdeki bazı duyguları daha görünür hale getirebilir. Normalde kontrol altında tuttuğumuz özlem, böyle zamanlarda daha yoğun hissedilebilir. Çünkü bayram sadece bir tarih değildir; birçok kişi için aidiyet, hatıra, ev hissi ve bağ kurma anlamına gelir. Peki böyle zamanlarda ne yardımcı olabilir?


1) Duygunu bastırmak yerine adını koy Bazen “özledim” demek bile rahatlatıcıdır. Kendi kendine şunu söyleyebilirsin: “Bugün ailemi özlüyorum. Çünkü onlar benim için değerli.” Bu cümle basit görünse de çok önemlidir. Çünkü duygunun adını koyduğumuzda, onu yönetmek biraz daha mümkün hale gelir. Duyguyu yok etmeye çalışmak yerine onun ne anlattığını anlamaya başlarız. Özlem bize şunu söyler: “Bir bağım var. Bir yere aitim. Sevdiğim insanlar var.” Bu açıdan bakınca özlem sadece acı veren bir duygu değil; aynı zamanda sevginin ve bağlılığın da göstergesidir.


2) Bağlantıda kalmak için küçük ritüeller oluştur Bayramda evde olamamak, bağ kuramayacağın anlamına gelmez. Kısa bir görüntülü konuşma, aile grubuna atılan bir ses kaydı, çocuklara gönderilen küçük bir mesaj, annenin ya da babanın sesini duymak bile içsel olarak yakınlık hissini artırabilir. Hatta mümkünse bayram sabahı için küçük bir plan yapabilirsin: “Ailemle şu saatte konuşacağım.” “Çocuklarıma bayram mesajı göndereceğim.” “Evden fotoğraf isteyeceğim.” “Ben de gemiden bir fotoğraf paylaşacağım.” Bazen kontrol edemediğimiz büyük şeylerin yanında, kontrol edebildiğimiz küçük şeyler bize iyi gelir.


3) Gemide küçük bir bayram havası yarat Denizde aileden uzak olsan da, gemide de bir ekip ve bir yaşam alanı var. Bazen birlikte içilen bir çay, küçük bir bayramlaşma, ortak bir yemek, birkaç dakikalık sohbet bile “yalnız değilim” hissini güçlendirebilir. Herkes aynı kültürden ya da aynı inançtan gelmeyebilir; ama herkesin ailesini, evini, sevdiklerini özlediği zamanlar vardır. Bu yüzden bayramlar aynı zamanda ekip içinde birbirimizi daha iyi anlamak için de bir fırsat olabilir. Birine “Bayramın kutlu olsun” demek, birinin ailesini sormak, birlikte kısa bir kahve içmek, bazen düşündüğümüzden daha fazla anlam taşır.


4) Kendine karşı daha yumuşak ol Bayram döneminde daha duygusal, daha sessiz ya da daha hassas hissedebilirsin. Bu, “profesyonel değilsin” anlamına gelmez. Bu sadece insan olduğun anlamına gelir. Kendine şunu hatırlat: “Bugün zorlanmam normal. Bu duyguyla baş edebilirim. Bu duygu geçecek.” Hiçbir duygu kalıcı değildir. Özlem de, burukluk da, yalnızlık da dalga gibi gelir ve gider. Önemli olan, o dalga geldiğinde kendimizi suçlamadan durabilmektir.


5) Yaptığın işin değerini hatırla Bayramda sevdiklerinden uzakta olmak kolay değil. Fakat yaptığın işin büyük bir değeri var. Denizciler, dünyanın görünmeyen ama vazgeçilmez emeğini taşıyor. İnsanların sofralarına ulaşan ürünlerde, evlerine gelen ihtiyaçlarda, hayatın devam etmesinde sizin emeğiniz var. Bu, özlemi tamamen ortadan kaldırmaz. Ama bazen insana şu duyguyu verir: “Burada olmamın bir anlamı var.” Ve anlam, zor zamanlarda bizi ayakta tutan en güçlü şeylerden biridir.

------------------


Kurban Bayramı’nda denizde olan herkese şunu söylemek isterim: Evinizden uzak olabilirsiniz, ama bağlarınızdan uzak değilsiniz. Sevdiklerinizle aynı masada oturamıyor olabilirsiniz, ama onların hayatında hâlâ çok önemli bir yerdesiniz. Bugün özlüyorsanız, bu sizin zayıf olduğunuzu değil; sevdiğinizi, bağlı olduğunuzu ve insan olduğunuzu gösterir. Bu bayramda kendinize biraz daha şefkatli davranın. Mümkünse sevdiklerinizle bağlantıda kalın. Gemideki arkadaşlarınızla küçük de olsa bir bayram anı yaratın. Ve unutmayın: Her duygu gibi bu özlem de anlaşılmaya ihtiyaç duyar.


Okuduğunuz için teşekkürler.

Kurban Bayramınız kutlu olsun. Güvenli seyirler.