Yazar : Ezgi Güven KALE / MHSS M.Sc. Clinical Psychologist
Herkese merhaba,
Denizcilikte “güvenlik” dediğimizde çoğu zaman aklımıza ilk olarak fiziksel emniyet gelir: prosedürler, eğitimler, talimler, risk değerlendirmeleri, PPE kullanımı, köprüüstü ve makine dairesindeki operasyonel dikkat…
Bunların hepsi elbette çok önemli. Çünkü denizcilik yüksek sorumluluk, dikkat ve disiplin gerektiren bir meslek.
Ama bugün biraz daha az konuşulan, buna rağmen gemideki yaşamı ve çalışmayı doğrudan etkileyen başka bir güvenlik türünden bahsetmek istiyorum: Duygusal Güvenlik.
Duygusal güvenlik, bir ekip içinde kişinin kendini ifade ederken, soru sorarken, hata yaptığında, zorlandığında ya da yardıma ihtiyaç duyduğunda küçük düşürülmeyeceğini, yargılanmayacağını ve cezalandırılmayacağını bilmesi demektir.
Yani biri “Bunu tam anlamadım” dediğinde alay edilmemesi.
Bir junior officer hata yapmaktan korktuğu için susmak yerine soru sorabilmesi.
Bir crew member yorgun olduğunu söylediğinde “sen de çok hassassın” denmemesi.
Bir kişi kötü hissettiğinde, bunun hemen “zayıflık” ya da “profesyonel olmamak” gibi etiketlenmemesi.
Çünkü şunu biliyoruz:
İnsan kendini güvende hissetmediği ortamda sadece duygularını değil, çoğu zaman fikrini, gözlemini ve uyarısını da saklar.
Denizde bu çok kritik bir konudur. Çünkü bazen söylenmeyen küçük bir şey, ileride daha büyük bir probleme dönüşebilir. Bir hata fark edilir ama kişi çekindiği için söylemez. Bir risk görülür ama “yanlış anlaşılırım” diye paylaşılmaz. Bir kişi zorlanır ama destek istemek yerine kendi içinde taşımaya devam eder.
Oysa sağlıklı bir ekip kültüründe insanlar konuşabilir.
Soru sorabilir.
Geri bildirim verebilir.
Yardım isteyebilir.
Ve bunları yaptığında değerinin azalmayacağını bilir.
Duygusal güvenlik neden önemlidir?
Duygusal güvenlik sadece “iyi hissetmek” için gerekli değildir. Aynı zamanda operasyonel güvenliği, ekip uyumunu ve karar kalitesini de etkiler.
Bir gemide insanlar birbirine güveniyorsa, iletişim daha açık olur.
İletişim açıksa, riskler daha erken fark edilir.
Riskler erken fark edilirse, hatalar büyümeden önlenebilir.
Ayrıca duygusal güvenliğin olduğu bir ortamda ekip üyeleri daha az yalnız hisseder. Özellikle uzun kontratlarda, aileden uzakta, farklı kültürlerden insanlarla kapalı bir ortamda yaşarken bu çok değerlidir.
Çünkü gemi sadece bir iş yeri değildir.
Aynı zamanda bir yaşam alanıdır.
İnsan orada çalışır, dinlenir, uyur, özler, sinirlenir, güler, yorulur, bazen dayanır, bazen zorlanır. Bu yüzden gemideki atmosfer sadece performansı değil, insanın ruh halini de doğrudan etkiler.
Duygusal güvenlik nasıl zarar görür?
Bazen bir ekipte kimse açıkça kötü niyetli değildir; ama yine de ortam güvensiz hale gelebilir.
Mesela sürekli küçümseyen bir iletişim varsa,
insanların hataları herkesin içinde sert bir şekilde konuşuluyorsa,
yardım istemek “yetersizlik” gibi görülüyorsa,
farklı kültürlerden gelen kişiler dışlanıyorsa,
şaka adı altında kırıcı yorumlar yapılıyorsa,
veya “burada böyle, alışacaksın” cümlesi her şeyin üstünü kapatıyorsa…
O ortamda insanlar zamanla kendini kapatır.
Kendini kapatan insan daha az konuşur.
Daha az paylaşır.
Daha az yardım ister.
Daha az güvenir.
Ve bu sadece o kişinin değil, tüm ekibin yükünü artırır.
Peki duygusal güvenliği nasıl inşa ederiz?
Duygusal güvenlik büyük cümlelerle değil, günlük küçük davranışlarla kurulur.
Birini gerçekten dinlemekle başlar.
Sözünü kesmeden, hemen öğüt vermeden, küçümsemeden dinlemekle.
Bazen birine “Nasılsın?” diye sormak yetmez.
Asıl önemli olan, cevabı duymaya hazır olmaktır.
Bir ekip arkadaşın “Yorgunum” dediğinde, hemen “Hepimiz yorgunuz” demek yerine, belki de şunu sormak gerekir:
“Seni en çok ne zorluyor?”
Birisi hata yaptığında ilk tepki suçlamak değil, anlamak olabilir:
“Bu nasıl oldu, bundan ne öğrenebiliriz?”
Çünkü hata konuşulabiliyorsa, öğrenme olur.
Hata saklanıyorsa, risk büyür.
Liderlerin rolü çok büyük
Gemide özellikle kaptanların, zabitlerin, mühendislerin ve kıdemli ekip üyelerinin tavrı çok belirleyicidir. Çünkü ekip çoğu zaman en üstteki kişinin davranışını referans alır.
Eğer lider soru sormayı normalleştirirse, ekip de sorar.
Eğer lider hata karşısında sakin kalırsa, ekip de daha dürüst olur.
Eğer lider saygılı iletişimi korursa, ekip içinde saygı kültürü güçlenir.
Duygusal güvenlik, otoriteyi zayıflatmaz. Tam tersine, güvenilir bir liderlik alanı oluşturur.
Bir liderin güçlü olması, her şeyi bilmesi ya da hiçbir duygu göstermemesi anlamına gelmez. Bazen en güçlü liderlik, şunu diyebilmektir:
“Bunu birlikte daha iyi nasıl yapabiliriz?”
Ekip üyeleri olarak biz ne yapabiliriz?
Duygusal güvenlik sadece liderlerin sorumluluğu değildir. Herkesin küçük katkıları vardır.
Bir arkadaşının sözünü kesmemek,
birinin aksanıyla ya da diliyle dalga geçmemek,
yeni gelen birine sabır göstermek,
dedikodu yerine doğrudan ve saygılı konuşmak,
zorlanan birine “yardıma ihtiyacın var mı?” diye sormak,
kültürel farklılıklara merak ve saygıyla yaklaşmak…
Bunların hepsi gemide güvenli bir atmosfer yaratır.
Bazen bir insanın kendini yalnız hissetmemesi için çok büyük bir şey yapmamıza gerek yoktur. Sadece yanında olduğumuzu hissettirmek bile yeterlidir.
Son olarak
Denizde güvenlik sadece ekipmanla, prosedürle ve talimle sağlanmaz.
Aynı zamanda insanların birbirine nasıl davrandığıyla da sağlanır.
Bir gemide insanlar soru sorabiliyorsa,
hata yaptığında saklamak yerine paylaşabiliyorsa,
zorlandığında destek isteyebiliyorsa,
farklılıklarıyla kabul görebiliyorsa,
ve insan gibi muamele gördüğünü hissediyorsa…
O gemide sadece iş değil, insan da korunur.
Duygusal güvenlik, herkesin daha rahat, daha açık ve daha güçlü çalışabildiği bir alan yaratır.
Ve bazen güvenli seyir, yalnızca rotayı doğru çizmekle değil; birbirimize nasıl alan açtığımızla da başlar.
Okuduğunuz için teşekkürler.
Güvenli seyirler.
Bana asagidaki email adresinden ulasabilirsiniz.