Denizde Yaşamın Endişe Verici Tablosu: Birçok Gemi İnsanı Önümüzdeki 5 Yıl İçinde Mesleği Bırakmayı Düşünüyor – WMU
Dünya Denizcilik Üniversitesi’nden (WMU) yayımlanan kapsamlı ve yeni bir rapor, denizde yaşamın giderek endişe verici bir tablo ortaya koyduğunu gösteriyor. Rapora göre; aşırı iş yükü, dinlenme ve karaya çıkma (shore leave) imkânlarının sınırlılığı ile işe bağlı yüksek stres düzeyi nedeniyle çok sayıda gemi insanı, karaya geçmeye açık olduğunu ya da bu yönde somut planlar yaptığını ifade ediyor.
Dünya Denizcilik Üniversitesi (WMU) tarafından hazırlanan ve Uluslararası Gemi Zabitanları Sendikası (OUIS) tarafından görevlendirilen “Olumsuz Bir Ortamda Deniz-Yaşam Dengesi Arayışı” başlıklı çalışma, denizde yaşam ve çalışma koşullarına ilişkin çarpıcı bulgular ortaya koyuyor. Araştırma, 99 farklı milletten 4.372 gemi insanının yanıtlarına dayanıyor. Katılımcıların dağılımı ağırlıklı olarak Hindistan (%25,1), Filipinler (%15,8), ABD (%11,5) ve diğer ülkeler (%47,6) şeklinde gerçekleşti.
Çalışma kapsamında yapılan görüşmeler, birçok gemi insanının önümüzdeki beş yıl içinde karaya geçmeye açık olduğunu, hatta bu yönde somut planlar yaptığını gösteriyor. Mesleği bırakmayı düşünen gemi insanlarında kötü mental sağlık oranı %49,8 iken, meslekte kalmayı planlayanlarda bu oran %25,4 seviyesinde. ABD’li gemi insanları özelinde fark daha da belirgin: Karaya geçmeyi düşünenlerin %65,3’ü düşük iyi oluş düzeyi bildirirken, kalmayı planlayanlarda bu oran %34,9.
Küresel ölçekte gemi insanları haftada ortalama 71,3 saat çalıştıklarını bildiriyor. ABD’li gemi insanlarında bu ortalama 79,0 saat. ABD’li katılımcıların %69,9’u haftada 72 saatin üzerinde, %9,5’i ise 91 saatin üzerinde çalıştığını belirtti. Hintli gemi insanlarında haftalık ortalama 72,9 saat olup %46,7’si 72 saati aşarken; Filipinli gemi insanlarında ortalama 65,1 saat, %24,9’u 72 saatin üzerinde çalışıyor.
Genel olarak katılımcıların %40,2’si, çalışma saatlerinin yeterli dinlenme ve toparlanmaya izin vermediğini düşünüyor. Bu oran ABD’li gemi insanlarında %49,6, Hintli gemi insanlarında %44,8, Filipinli gemi insanlarında ise %29,2 olarak kaydedildi.
Araştırma, işe bağlı stresin özellikle ABD’li gemi insanlarında daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor. Endişe verici şekilde, katılımcıların yaklaşık üçte biri (%32,8) “şiddetli” veya “potansiyel olarak tehlikeli” düzeyde iş stresi yaşıyor. Bu oran ABD’li gemi insanlarında %33,9, Filipinli gemi insanlarında %27,2, Hintli gemi insanlarında ise %37,5.
Tüm katılımcılar, gemi denetimlerini (bayrak devleti, PSC, vetting vb.) en önemli stres kaynağı olarak gösterdi. Bunu gemi üzerindeki idari işler izledi. Özellikle ABD’li gemi insanlarında ilk dört stres kaynağının, operasyonel veya seyirsel risklerden ziyade bürokratik ve dış denetim kaynaklı olması dikkat çekti.
Detaylandırıldığında; gemi denetimleri tüm gruplarda ilk sırada yer aldı. İdari görevler (SMS, yük/liman evrakları, şirket talepleri vb.) genel sıralamada ve ABD örnekleminde ikinci sırada bulunurken; limanla ilgili faaliyetler (bunkering, yedek parça, kumanya vb.) Hintli ve Filipinli gemi insanlarında ikinci sıraya yerleşti. Şirketle iletişim ve liman faaliyetleri genel sıralamada üçüncü ve dördüncü sırada yer aldı; ABD örnekleminde ise bu iki başlığın sıralaması ters oldu.
Araştırmaya göre gemi insanlarının %75’i karaya hiç çıkmadığını veya çok nadiren çıktığını belirtiyor. Karaya çıkma imkânının en düşük olduğu grup Hintli gemi insanları (%88,2); bunu Filipinli gemi insanları (%77,3) izliyor. ABD’li gemi insanları görece daha iyi durumda olsa da, %68,5’i yine “hiç” ya da “nadiren” karaya çıkabildiğini ifade ediyor. Tüm gruplarda başlıca engeller yüksek iş yükü ve yetersiz liman süresi.
Rapor, katılımcıların yaklaşık üçte birinin şiddetli veya potansiyel olarak tehlikeli stres düzeyleri yaşadığını ve mental iyi oluş skorlarının, önemli bir kesimin mental sağlık sorunları riski altında olabileceğine işaret ettiğini vurguluyor. Çalışmanın özel odak noktalarından biri olan ABD’li gemi insanları, daha kısa kontrat sürelerine rağmen ağır iş yükü, uzun çalışma saatleri ile idari ve denetim baskısını özellikle öne çıkarıyor.
Çalışma ayrıca denizcilik iş gücünün gelecekteki sürdürülebilirliği konusunda ciddi uyarılar içeriyor. Katılımcıların yaklaşık yarısı, önümüzdeki beş yıl içinde denizcilik mesleğini bırakmayı planladığını belirtirken; kötü mental sağlık ve çalışma koşullarından memnuniyetsizlik temel nedenler olarak öne çıkıyor. Araştırmacılara göre bu eğilimler, küresel denizcilik sektöründe emniyet, operasyonel dayanıklılık ile uzun vadeli işe alım ve elde tutma açısından ciddi riskler barındırıyor.
OUIS İcra Direktörü Nick Bramley, rapora ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“Çalışan gemi insanlarının çok sayıdaki beyanı, sektörün hem büyük emek harcanarak yetiştirilen deneyimli gemi insanlarını elde tutabilmesi hem de yeni nesli çekebilmesi için köklü bir değişime ihtiyaç olduğunu açıkça gösteriyor. Yüksek ücretli bir ekonomi olan ABD’den gelen gemi insanlarının, daha fazla izin süresine sahip olmalarına rağmen, Hindistan veya Filipinler gibi ülkelerden meslektaşlarıyla aynı hatta daha yoğun gemi üzeri çalışma temposuyla karşı karşıya kalmaları özellikle dikkat çekici.”
Bu bulgular, denizcilik sektöründe insan odaklı, sürdürülebilir ve dengeli çalışma koşullarının aciliyetini bir kez daha ortaya koyuyor.
Detaylı Rapor için Link'e tıklayınız.