1 Ocak 2026 "IMO tarafından kabul edilen yeni Polar Code değişiklikleri yürürlüğe girecek"
Haziran 2023’te onaylanan ve bazı gemi tipleri için ilave güvenlik/seyir planlaması yükümlülükleri getiren Polar Code değişikliklerinin 1 Ocak 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği planlanmaktadır. Yeni gereklilikler, özellikle 24 m ve üzeri balıkçı gemileri, ticari olmayan 300 GT üzeri eğlence tekneleri ve 300–500 GT arası kargo gemileri gibi daha önce SOLAS kapsamı dışında kalan gemi tiplerine uygulanacaktır.
Polar Code nedir?
Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO) tarafından geliştirilen ve 1 Ocak 2017 tarihinde yürürlüğe giren Polar Code, kutup bölgelerinde seyir yapan gemiler için dünyanın ilk yasal zorunluluklara dayalı denizcilik rejimini oluşturdu. Kod, zirve iklim koşullarıyla karşı karşıya olan Kuzey (Arktik) ve Güney (Antarktik) sularında hem deniz güvenliğini hem de eşsiz çevre ekosistemlerini korumayı amaçlıyor.
Kodun temel yapısı, emniyet (Part I-A) ve kirlilik önleme (Part II-A) bölümleri ile bunlara ilişkin rehber niteliğinde önerilerden oluşan Part I-B ve II-B bölümlerinden oluşuyor. Belirli kutup bölgelerinde operasyon yapacak gemilerin “Polar Ship Certificate” (Kutup Gemi Sertifikası) taşıması zorunlu; bu belge, geminin karşılaşabileceği buz ve çevresel koşullar için uygun şekilde sınıflandırıldığını gösteriyor. Sertifikasyon kapsamında gemiler; A, B veya C kategorileri altında, polarlarda değişen deniz ve buz koşullarına uygunluk değerlendirmesine tabi tutuluyor.
Polar Code’un getirdiği diğer önemli gerekliliklerden biri, gemilerin seyir planlarını ve operasyonel limitlerini ayrıntılı olarak belirten Polar Water Operational Manual (PWOM) belgelerini taşıması ve uygulaması. Ayrıca, belirli seferlerde gemi personelinin kutup koşullarına özel eğitim belgelerine sahip olması da Kod’un eğitim şartları arasında bulunuyor.
Çevresel açıdan Polar Code, özellikle kutup sularında kirlilik risklerinin azaltılmasına büyük önem veriyor. Petrol, atık ve diğer zararlı maddelerin boşaltımı ile ilgili katı kurallar getirirken; ağır yakıt kullanımı gibi çevre risklerini azaltmaya yönelik politikalar da destekleniyor. Özellikle Antarktik bölgesinde ağır yakıt kullanımı tamamen yasaklanmış olup, Arktik için de benzeri kısıtlamalar giderek genişletiliyor.
IMO’nun bu stratejik girişimi, küresel deniz trafiğinin genişleyen kutup rotalarında hem yaşam güvenliğini hem de hassas kutup çevrelerini korumayı hedefleyen uluslararası normların geliştirilmesinde önemli bir kilometre taşı olarak değerlendiriliyor.