MSC.581(110) Gemilerde  Kapalı Mahallere Giriş
9 Nisan 2026
MSC.581(110) Gemilerde Kapalı Mahallere Giriş

Denizcilik Güvenliği Komitesi’nin (MSC) MSC.581(110) Kararı ile birlikte, gemilerde kapalı mahallere giriş konusundaki yaklaşımın önemli ölçüde değiştiğini açıkça görüyoruz. Bu karar, yıllardır uygulamada olan A.1050(27)’yi yürürlükten kaldırırken, sahada yaşanan kazalardan alınan dersleri daha sistematik ve daha katı bir çerçeveye oturtuyor.

Kapalı mahal kazalarının büyük çoğunluğunun teknik yetersizlikten ziyade; tehlikenin doğru tanımlanmaması, risk değerlendirmesinin yüzeysel yapılması ve operasyonel disiplinin zayıf uygulanmasından kaynaklandığı artık net şekilde kabul ediliyor. Bu nedenle yeni yaklaşım, sadece prosedür güncellemesi değil, doğrudan emniyet kültürünü yeniden tanımlayan bir değişim niteliğinde.

Bu değişimin en kritik noktalarından biri, CO₂’nin artık açık şekilde sistemin merkezine alınmış olması. Kapalı mahal girişinde sadece oksijen seviyesine bakmanın yeterli olmadığı; CO₂’nin de en az O₂ ve CO kadar ölümcül bir risk oluşturduğu vurgulanıyor. Giriş öncesinde CO₂ seviyesinin %0.5 (5,000 ppm) altında olması artık net bir gereklilik. Bu sınır sağlanmadığı sürece mahal güvenli kabul edilmiyor. Özellikle yük mahalleri, zincirlikler, scrap alanları ve oksijen tüketen yüklerle ilişkili alanlar için bu konu hayati önem taşıyor.

Bir diğer önemli değişiklik ise tek personelle kapalı mahal girişinin açık şekilde yasaklanması. Bu, aslında sahada iyi bilinen bir prensipti; ancak artık tartışmaya kapalı bir gereklilik haline gelmiş durumda. Aynı şekilde, herhangi bir mahal risk değerlendirmesi yapılmadan, atmosfer ölçümü tamamlanmadan ve “safe for entry” ilan edilmeden erişime açık bırakılmaması gerektiği de netleştirilmiş durumda.

Kapalı mahal girişine ilişkin kriterler daha disiplinli ve denetlenebilir hale getirilmiş. Artık giriş öncesinde; risk değerlendirmesinin tamamlanmış olması, mahallin yeterince havalandırılması, atmosferin kalibre edilmiş cihazlarla test edilmesi, uygun iletişim sisteminin kurulması, girişte görevli bir personelin bulunması, kurtarma ekipmanının hazır tutulması ve geçerli bir permit ile çalışılması gibi unsurların tamamı bir bütün olarak ele alınıyor. Bu yaklaşım, “prosedür tamamlandı” değil, “risk gerçekten yönetildi mi?” sorusunu öne çıkarıyor.

Yeni dönemin en dikkat çekici başlıklarından biri de bağlantılı ve bitişik mahallerin artık sistematik şekilde değerlendirmeye dahil edilmesi. Pratikte birçok kazada, ana mahallin güvenli olmasına rağmen adjacent bir hacimden sızan gazların ölümcül sonuçlara yol açtığı biliniyor. Bu nedenle yeni yaklaşım çok net: bağlantılı veya bitişik tüm mahaller, test edilip güvenli olduğu kanıtlanana kadar tehlikeli kabul edilir.

Aynı bakış açısı, genel değerlendirme sürecine de yansıtılmış durumda. Artık temel prensip şu:

Kapalı mahal, güvenli olduğu ispatlanana kadar tehlikelidir.

Bu, operasyonel alışkanlıkları doğrudan değiştirecek bir yaklaşım.

Bir diğer önemli başlık, her gemi için gemiye özgü bir kapalı mahal acil durum planının zorunlu hale getirilmesi. Kurtarma operasyonlarının doğaçlama değil, önceden planlanmış ve tatbikatlarla test edilmiş olması gerekiyor. Çünkü geçmiş kazalar gösteriyor ki, ilk kazazedenin ardından kontrolsüz şekilde içeri giren personel, çoğu zaman aynı akıbeti paylaşıyor.

Yük kaynaklı riskler de artık daha güçlü şekilde sistemin içine entegre edilmiş durumda. SDS’ler, shipper deklarasyonları ve IMDG, IMSBC, IBC, IGC kodları sadece dokümantasyon değil; doğrudan kapalı mahal risk değerlendirmesinin parçası haline getiriliyor. Özellikle kömür, odun ürünleri, metal sülfid konsantreleri, hurda metal ve bazı tahıl yükleri gibi gaz üretme veya oksijen tüketme potansiyeli olan yükler açık şekilde dikkat çekilen başlıklar arasında.

Operasyonel disiplin açısından önemli bir diğer düzenleme ise giriş permitlerinin maksimum 8 saat ile sınırlandırılması. Uzun süre açık kalan permitlerin değişen atmosfer koşullarını gözden kaçırma riski artık kabul edilmiyor.

Ayrıca sahada sıkça karıştırılan bir konu da netleştirilmiş durumda:

EEBD cihazları kapalı mahal giriş ekipmanı değildir.

Sadece kaçış amacıyla kullanılmalıdır.

Son olarak, erişim noktalarının fiziksel olarak “SAFE” veya “UNSAFE FOR ENTRY” şeklinde işaretlenmesi zorunluluğu, özellikle gemi dışı personelin de bulunduğu operasyonlarda önemli bir güvenlik katmanı oluşturuyor.

Tüm bu değişiklikleri bir arada değerlendirdiğimizde, MSC.581(110) Kararı’nın aslında tek bir mesaj verdiğini söylemek mümkün:

Kapalı mahal emniyeti artık sadece bir prosedür konusu değil; liderlik, farkındalık, ekipman yeterliliği ve disiplinli uygulamanın birleştiği bütüncül bir güvenlik alanıdır.

Sahada bu yaklaşımı doğru uygulayabilen şirketler ve gemiler için bu değişiklikler bir yük değil, aksine ciddi bir risk azaltma ve operasyonel kalite artışı anlamına gelecektir.


Özet Düzenleyen : Kaptan Orhan KASAP